Bilim Felsefesi

Bilim Felsefesi

Bilim felsefesi, bilimin mantıksal çözümlemeye elverişli yapı ve işlevini açıklama amacı dışında hiçbir işlevi olmayan bir düşünce biçimidir. Olguları, betimleme ve açıklama yoluyla anlama bilime; bilimin mantıksal yapı ve niteliğini anlama ise bilim felsefesine düşen bir iştir.

Kavramsız olgu kör, olguya dayanmayan kavram ise boştur.

-Immanuel Kant

Bilim felsefesi, bilimi anlama çabasını başlıca iki temel ayrımın üzerinde yürütür.

  1. Olgu ve teori ilişkisi
  2. Buluş ve doğrulama bağlamları

Bilim Felsefesi ile Bilimsel Felsefeyi karıştırmamak gerekir. Bilimsel felsefenin amacı felsefeye bilimin tutum ve yöntemleriyle uyumlu bir yetenek kazandırmak, böylece felsefeyi verimsiz, sorumsuz saydığı geleneksel uğraşından kopararak, sorunlarına topluca değil, bilimlerde olduğu gibi parça parça yanıt arayan bir disiplin kimliği oluşturmaktır.(Bu görüşün temsilcisi Reichenbach)

Bilim Nedir?

Francis Bacon ”Bilgi güç kaynağıdır.” ifadesini kullanarak bilimin anlamı ve önemini güçlendirmeye çalışmıştır. Günümüzde nasıl felsefe denildiği zaman tam bir tanım yapmak mümkün değilse bilim için de aynı durum geçerlidir ve tam olarak bir tanım yapılamaz. Bunun nedenleri:

  • Bilim donmuş, sabit bir konu değil, sürekli ve artan bir hızla gelişen, değişen bir etkinliktir.
  • Bilim inceleme konusu ve yöntemi bakımından kapsamı ve sınırları kesinlikle belirli bir etkinlik değildir, çok yönlü, sınırları yer yer belirsiz karmaşık bir oluşumdur.

Genel anlamda bilginin tanımı yapılmak istenirse örgün bilgiler bütünü denilebilir ama bu tanım da yetersiz olacaktır bunun nedeni açıklanmadan önce ‘Bilgi ve Örgün’ terimlerinin anlamlarını belirtmeye ihtiyaç vardır.

Teknik anlamda bir şeyin bilgi sayılabilmesi için üç koşulu karşılaması gerekir. Bunlar:

  1. O şeyin bir önerme ile dile getirebilir olması. ( Önerme, bir tümce ile dile getirilen doğru veya yanlış yargı demektir.)
  2. Bu önermenin doğruluğunu gösteren kanıt veya belgeleri olması.
  3. Önermenin doğruluğuna inanılması.

Örgün kelimesi ise bilgilerimizi dile getiren önermelerin mantıksal bir çerçeve içinde bir arada bulunması demektir.

Bu tanım bilimi anlatmak için yeterli değildir bunun sebebi ise bir telefon rehberi veya bir üniversite kataloğu için de örgün bilgiler bütünü diyebilmemiz fakat bu tür şeylere bilim olarak nitelendiremememizdir.

Bilgi bir üründür; bir sürecin sonucudur. Bilim ise bir sonuç olmaktan daha çok bir süreçtir. Bu süreç bilgiyi bulma ve doğrulama çabasıdır.

Einstein’a göre bilim her türlü düzenden yoksun duyu verileri(algılar) ile mantıksal olarak düzenli düşünme arasında uygunluk sağlama çabasıdır.

Russell’ın tanımına göre ise bilim, gözlem ve gözleme dayalı uslama (akıl yürütme) yoluyla önce dünyaya ilişkin olguları, sonra bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır.

Bilimsel araştırmaların temeli, bilimde genelleme yapmaya çalışmaktır. Bilimsel araştırma çoğu kez ifade edilemeyen, hatta belki bilinçaltında tutulan bazı temel inanç ve varsayımlara dayanmaktadır. Bunun sebepleri:

  • Kendi dışımızda bir olgu dünyasının varlığı
  • Bu dünyanın bizim için anlaşılabilir olduğu
  • Bu dünyayı bilme ve anlamanın değerli bir uğraş oluşturmasıdır

Bilimin dayalı olduğu varsayımlara ilişkin teorik kavramlarımızla gerçek dünyayı anlamanın olanaksız olduğu inancı olmaksızın dünyamızın iç uyumuna inanmaksızın, bilim denilen kavramın ortaya çıkması beklenemezdi. Bu inanç her türlü bilimsel buluşun temel itici gücüdür ve daima öyle kalacaktır.

Yazıyı sesli dinlemek isteyebilirsiniz diye sizler için seslendirdik :))

Yazar: Yaren Soylu

Kaynak:

YILDIRIM, Cemal, Bilim Felsefesi, Remzi Kitabevi, 1998, İstanbul

Bir Cevap Yazın